• Ölümsüz Gezgin: Gandalf ve Hızır (a.s) — İki Dünya Arasındaki Bilge
    Jun 10 2026

    Moria'nın derinliklerinde Gandalf bir Balrog'la savaşır. Karanlığa düşer. Ölür. Sonra geri döner. Beyaz bir ışıkla yeniden doğar. "Benim için beklenmedik bir şey oldu."

    Bu hikaye sadece bir fantastik romanın sahnesi mi? Yoksa çok daha kadim bir anlatının, unutulmaz bir arketipin yansıması mı?

    Kehf Suresi'nde (18:65-82) Hz. Musa'nın yol arkadaşı anlatılır: Hızır (a.s). Allah ona "ledünnî ilim" (görünenin ardındaki, doğrudan katından verilen özel bir bilgi) bahşetmiştir. Hızır bir gemiyi deler, bir çocuğu öldürür, bir duvarı onarır. Hz. Musa bu eylemleri anlamaz. Ama Hızır, her şeyin ardında derin bir bilgelik olduğunu bilir.

    Bu bölümde sorduğumuz sorular:

    Gandalf neden bir Balrog'la savaştı ve neden bu savaş onun "ölümüyle" sonuçlandı?
    Hızır neden bir gemiyi deldi, bir çocuğu öldürdü, bir duvarı onardı?
    Her ikisi de neden "gezgin" olarak tasvir ediliyor?
    Her ikisi de neden sıradan aklın kavrayamadığı kararlar veriyor?
    Gandalf'ın ölüp geri dönmesi ile Hızır'ın "ölümsüzlüğü" arasında bir bağlantı var mı?


    Gandalf ile Hızır arasındaki benzerlikler, bizi daha derin bir soruya götürüyor: Acaba tüm bu "ölümsüz bilge" anlatıları, aynı kaynaktan mı besleniyor? Jung'un kolektif bilinçdışı mı, yoksa gerçekten yaşayan ve insanlığa rehberlik eden bir varlığın farklı kültürlerdeki yansımaları mı?


    Acaba?


    Bir sonraki bölüm: Tek Yüzük ve Deccal — Güç metaforu, yolsuzlaşma ve karanlığın cazibesi.


    2. Sezon, her Çarşamba saat 20:00'de.


    "Bu programda paylaşılanbilgiler, kesin doğru olarak değil, araştırmaya teşvik ve tefekküre davetamacıyla sunulmaktadır. Dinleyicilerimizi kendi araştırmalarını yapmaya,güvenilir kaynaklara başvurmaya ve en önemlisi Kur'an ve Ehlibeyt öğretileriyleher bilgiyi süzgeçten geçirmeye davet ediyoruz."

    Show More Show Less
    20 mins
  • Gizli Kütüphanenin Kapısı
    Jun 3 2026

    1951 yılında J.R.R. Tolkien, yayıncısı Milton Waldman'a uzun bir mektup yazar. Mektupta, Yüzüklerin Efendisi'ni neden yazdığını anlatır. Der ki:

    "İngilizlerin kendine özgü bir mitolojisi yoktu. Ben bir tane inşa etmek istedim."

    Tolkien, bir milletin hafızasında bir boşluk olduğunu hisseder ve bu boşluğu doldurmak için yıllarını verir. Dil bilgisi, filoloji, eski destanlar, İskandinav mitolojisi... Onun Orta Dünya'sı, tüm bu kaynakların bir sentezidir.

    Ama ya Tolkien'in "inşa ettiğini" sandığı mitoloji, aslında çok daha kadim bir hafızanın yankısıysa? Ya Orta Dünya, unutturulmaya çalışılan bir gerçekliğin, kayıp bir coğrafyanın, gizli bir kütüphanenin kapısını aralıyorsa?

    Bu bölümde Defne ve Ergen, Tolkien'in eserlerini daha önce hiç yapmadıkları bir şekilde ele alıyor. Onu edebiyat eleştirmenleri gibi değil, kadim hafızanın izini süren arkeologlar gibi okuyorlar. Ve karşılarına şu soru çıkıyor: Neden tüm dünya mitolojileri aynı hikayeyi anlatıyor?

    Bu bölümde sorduğumuz sorular:

    • Carl Jung'un "kolektif bilinçdışı" nedir? Tüm insanlığın ortak hafızası gerçekten var mı?

    • Jung'un arketip teorisi: Kahraman, yaşlı bilge, gölge, yolculuk... Bu arketipler neden tüm kültürlerde aynı?

    • Joseph Campbell'in "monomit" (tek mit) kuramı: Tüm kahramanlık hikayeleri aynı yolculuğun farklı versiyonları mı?

    • Jorge Luis Borges'in "Aleph" ve "Babil Kütüphanesi" hikayeleri: Tüm kitaplar aslında tek bir kitabın tekrarı mı?

    • Tolkien, bu düşünürlerden etkilenmiş olabilir mi? Yoksa hepsi aynı kadim kaynağa mı işaret ediyor?

    • Doğrudan etki mi, arketipsel örtüşme mi, yoksa ortak bir medeniyet mirası mı? Bu üç hipotez, Tolkien'in Orta Dünya'sı ile kadim anlatılar arasındaki benzerlikleri nasıl açıklıyor?

    Acaba?


    2. Sezon, her Çarşamba saat 20:00'de.

    "Bu programda paylaşılan bilgiler, kesin doğru olarak değil, araştırmaya teşvik ve tefekküre davet amacıyla sunulmaktadır. Dinleyicilerimizi kendi araştırmalarını yapmaya, güvenilir kaynaklara başvurmaya ve en önemlisi Kur'an ve Ehlibeyt öğretileriyle her bilgiyi süzgeçten geçirmeye davet ediyoruz."

    Show More Show Less
    21 mins
  • Kaz Dağlarındaki Gizli Mordor Haritası: Tolkien Gerçeği mi Anlatıyordu?
    Jun 3 2026

    J.R.R. Tolkien. 20. yüzyılın en büyük fantastik yazarı. Onun kaleminden çıkan Orta Dünya, Yüzüklerin Efendisi, Hobbit, Silmarillion... Milyonlarca okurun hayal gücünü ateşleyen bu eserler, sadece birer "masal" olarak mı okunmalı? Yoksa Tolkien, kadim bir hafızayı, kayıp bir coğrafyayı, unutturulmaya çalışılan bir gerçekliği mi anlatıyordu?

    Bu bölümde Defne ve Ergen, serinin belki de en iddialı sorgulamasını yapıyor. Tolkien'in Orta Dünya'sını, Kaz Dağları'na (İda Dağı) yerleştiriyorlar. Ve bu iddiayı, sadece hayal gücüyle değil, kaynaklarla destekliyorlar.

    Bu bölümde sorduğumuz sorular:

    • Tolkien, Orta Dünya'yı yaratırken hangi kadim kaynaklardan ilham aldı?

    • Mordor, Kaz Dağları'nın zirvesinde olabilir mi? Kara dağlar, volkanik araziler, karanlık atmosfer... Tüm bunlar Kaz Dağı'nın tarifi olabilir mi?

    • Evliya Çelebi, Seyahatname'sinde Kaz Dağı'nın altındaki tünellerden, yeraltı şehirlerinden ve kutsal dağın eteklerindeki gizemli geçitlerden bahsediyor. Tolkien'in Moria Madenleri bu anlatılarla ne kadar benzerlik taşıyor?

    • Strabon ve Herodot, antik dönemde İda Dağı'nın altında yeraltına açılan geçitler olduğunu, bu geçitlerin yeraltı dünyasına (Plüton'un krallığına) ulaştığını yazıyor. Tolkien'in "Ölülerin Yolu" (Paths of the Dead) bu anlatıların bir yansıması olabilir mi?

    • Kur'an-ı Kerim'de geçen Yecüc ve Mecüc kavmi, yeraltından çıkacak ve dünyaya yayılacak bir topluluk olarak anlatılır. Tolkien'in Ork orduları, doğudan gelen karanlık güçler, bu anlatıyla ne kadar paralellik gösteriyor?

    • Hadislerde, Mehdi (a.s)'ın zuhurundan önce yeraltındaki toplulukların ortaya çıkacağı, kapatılan geçitlerin açılacağı anlatılır. Tolkien'in "Aragorn'un Krallığa Dönüşü" ve "Son Savaş" (Battle of the Pelennor Fields) bu kıyamet senaryolarına ne kadar benziyor?

    • Yüzük metaforu nedir? Tek yüzük, tüm yüzüklere hükmeden karanlık güç. Bu, acaba Deccal veya küresel bir iktidar metaforu olabilir mi?

    Tolkien'in Kadim Kaynakları:

    Tolkien, bir dil bilimci ve edebiyat profesörüydü. İskandinav mitolojisi, Anglo-Sakson destanları, Kelt efsaneleri ve Hristiyan teolojisi onun eserlerini derinden etkiledi. Peki ya Tolkien'in ilham kaynakları sadece bunlarla sınırlı değilse? Ya o, Evliya Çelebi gibi seyyahların anlatılarını, Strabon gibi antik coğrafyacıların metinlerini, hatta Kur'an ayetlerini ve hadisleri de okumuş ve bunlardan etkilenmişse?

    Kaz Dağı = Mordor:

    Kaz Dağı (İda Dağı), antik çağlardan beri kutsal kabul edilen bir dağdır. Yunan mitolojisinde tanrılar bu dağda yargılanır. Türk mitolojisinde Ergenekon'dan çıkış bu dağdadır. Kur'an'da geçen "kutsal vadi Tuva" burasıdır. Peki ya Kaz Dağı, aynı zamanda Tolkien'in Mordor'uysa? Kara dağlar, volkanik araziler, zorlu geçitler, yeraltı tünelleri... Tüm bu özellikler, Kaz Dağı'nın tarifi olabilir mi?

    Moria Madenleri ve Yeraltı Şehirleri:

    Evliya Çelebi, Seyahatname'sinde Kaz Dağı'nın altında yeraltına açılan tüneller olduğunu, bu tünellerin içinde odalar, salonlar, hatta şehirler bulunduğunu anlatır. Tolkien'in Moria Madenleri (Khazad-dûm) işte tam olarak böyle bir yeraltı şehridir. Acaba Tolkien, Evliya Çelebi'nin anlatılarını okumuş ve onlardan ilham mı almıştır?

    Yecüc-Mecüc ve Ork Orduları:

    Kur'an-ı Kerim'de Yecüc ve Mecüc, yeraltında yaşayan, seddin açılmasıyla birlikte dünyaya yayılan karanlık bir topluluk olarak anlatılır. Tolkien'in Ork orduları, doğudan gelen karanlık güçler, Sauron'un hizmetindeki yaratıklar... Bu iki anlatı arasında çarpıcı benzerlikler var. Acaba Tolkien, bu kadim anlatıyı Orta Dünya'sına mı uyarladı?

    Acaba?

    2. Sezon, her Çarşamba saat 20:00'de.

    "Bu programda paylaşılan bilgiler, kesin doğru olarak değil, araştırmaya teşvik ve tefekküre davet amacıyla sunulmaktadır. Dinleyicilerimizi kendi araştırmalarını yapmaya, güvenilir kaynaklara başvurmaya ve en önemlisi Kur'an ve Ehlibeyt öğretileriyle her bilgiyi süzgeçten geçirmeye davet ediyoruz."

    Show More Show Less
    23 mins
  • Kayıp Ciltler: Evliya Çelebi'nin Saklanan Sayfaları
    May 27 2026

    Evliya Çelebi. 17. yüzyılın en büyük gezgini. 40 yılı aşkın sürede Osmanlı coğrafyasını adım adım dolaşmış, gördüklerini, duyduklarını, okuduklarını 10 ciltlik devasa bir eserde toplamıştır. Seyahatname, sadece bir gezi yazısı değil, aynı zamanda bir dönemin hafızası, bir kültür ansiklopedisi, bir şehirler atlasıdır.

    Peki ya bu devasa eserin bir cildi kayıp ise? Ya da belki de kasten yok edildi?

    Bu bölümde Defne ve Ergen, Seyahatname'nin bilinen 10 cildini değil, bilinmeyenlerini, kayıp olanlarını ve üzeri örtülen sayfalarını sorguluyor.

    Bu bölümde sorduğumuz sorular:

    • Evliya Çelebi'nin Seyahatname'sinin 9. cildi nerede? Literatürde 9. cilt "elde bulunmamaktadır" olarak geçiyor. Kayıp mı, yoksa hiç mi yazılmadı?

      1. ciltte ne anlatılıyor olabilir? Hangi coğrafyalar, hangi sırlar bu ciltteydi?

      1. cilt Mısır'a ayrılmıştır. Peki Mısır ile ilgili anlatılar neden bu kadar önemli? Belki de Mısır sandığımız yerde değildir?

    • Evliya Çelebi, Seyahatname'sinde Ayasofya'nın altındaki tünellerden, Süleyman Mabedi'nden, Nuh'un gemisinin tahtalarından yapılan 300 kapıdan bahsediyor. Bunlar gerçek mi, yoksa efsane mi?

    • Ayasofya'nın temelinde kurşun denizi olduğunu, altı su sarnıcı bulunduğunu yazıyor. Peki bu tüneller nereye açılıyor? Neden kapatıldı?

    • Çanakkale ile ilgili anlatılar hangi ciltlerde yer alıyor? Neden 9. cilt kayıp olunca Çanakkale'nin kutsal coğrafyasına dair ipuçları da kayboluyor?

    Kayıp 9. Cilt:

    Evliya Çelebi Seyahatname'sinin 10 cilt olduğu bilinir. Ancak kaynaklarda 9. cilt "mevcut değil" veya "elde bulunmamaktadır" olarak geçer. 1. cilt İstanbul ve civarına, 2. cilt Anadolu ve Kafkasya'ya, 3. cilt Suriye ve Filistin'e, 4. cilt Van ve Bağdat'a, 5. cilt Anadolu ve Balkanlar'a, 6. cilt Macaristan ve Arnavutluk'a, 7. cilt Avusturya ve Kırım'a, 8. cilt Girit ve Rumeli'ye, 10. cilt ise Mısır'a ayrılmıştır.

    Peki 9. cilt nerede? Bu ciltte hangi coğrafyalar anlatılıyordu? Belki de Çanakkale, İda Dağı, Truva, yeraltı şehirleri bu ciltteydi? Ve belki de bu cilt, içerdiği bilgiler nedeniyle kasten yok edildi veya saklandı?

    Ayasofya'nın Gizemli Tünelleri:

    Evliya Çelebi, Ayasofya'yı anlatırken bugünkü Ayasofya'da olmayan şeylerden bahseder: "Ayasofya Cami-i Şerifi'nin üç yüz kapısı vardır. Rivayet-i sahihadır ki, Nuh Aleyhisselam'ın gemisinin tahtalarından bu kapılar yapılmıştır. Ayasofya'nın altında Süleyman Aleyhisselam'ın mabedi vardır ki, üç yüz kadem derindedir."

    Peki bu tüneller, bu kapılar, bu mabet gerçekten var mıydı? Varsa neden şimdi yok? Yoksa Evliya Çelebi bambaşka bir Ayasofya'dan mı bahsediyor? Belki de bugünkü Ayasofya ile onun anlattığı Ayasofya aynı değil?

    Mısır'ın Gizemi:

    1. cilt Mısır'a ayrılmıştır. Peki Evliya Çelebi'nin anlattığı Mısır, bugünkü Mısır mıdır? Daha önceki bölümlerde sorguladığımız gibi, "Mısır" ismi her zaman Nil Vadisi'ni mi işaret ediyordu? Belki de Evliya Çelebi'nin Mısır'ı, Çanakkale civarında bir coğrafyadır?

    Çanakkale ve Kayıp Bağlantılar:

    Seyahatname'nin Çanakkale bölümünde, Evliya Çelebi Karabiga, Lapseki, Gelibolu ve İda Dağı (Kaz Dağı) civarını detaylıca anlatır. Peki ya bu anlatıların devamı kayıp 9. ciltteydi? Belki de İda Dağı'nın altındaki tüneller, yeraltı şehirleri, kutsal mabetler o kayıp ciltte anlatılıyordu?

    Bir seyyahın kaleminden dökülenler, bir eserin kayıp ciltleri, bir coğrafyanın saklanan sırları. Evliya Çelebi ne anlattı, neyi anlatmadı? Ve kim anlatmasını engelledi?

    Acaba?

    2. Sezon, her Çarşamba saat 20:00'de.

    "Bu programda paylaşılan bilgiler, kesin doğru olarak değil, araştırmaya teşvik ve tefekküre davet amacıyla sunulmaktadır. Dinleyicilerimizi kendi araştırmalarını yapmaya, güvenilir kaynaklara başvurmaya ve en önemlisi Kur'an ve Ehlibeyt öğretileriyle her bilgiyi süzgeçten geçirmeye davet ediyoruz."

    Show More Show Less
    30 mins
  • Hurma Kurutma Alanından Medeniyetin Başkentine
    May 27 2026

    Medine. İslam'ın ikinci kutsal şehri. Hicretin durağı. Mescid-i Nebevi'nin gölgesinde yükselen bir medeniyetin başkenti. Peki bu şehir, İslam öncesinde "Yesrib" olarak anılan ve sadece hurma kurutma alanlarıyla bilinen bir yerleşimden nasıl bu kadar büyük bir dönüşüm geçirdi?

    Bu bölümde Defne ve Ergen, Medine'nin bu dönüşümünü en erken kaynağından okumaya çalışıyor: İbn Zebâle'nin "Ahbâru'l-Medîne" si.

    Kimdir İbn Zebâle?

    Ebü'l-Hasen Muhammed b. el-Hasen b. Zebâle el-Medenî el-Mahzûmî, 8. yüzyılın sonlarında ve 9. yüzyılın başlarında Medine'de yaşamış bir âlimdir. İmam Mâlik b. Enes'in öğrencilerinden olan İbn Zebâle, hadis rivayetiyle uğraşmış, ancak daha çok ensâb (soy bilimi) ve tarih alanında tanınmıştır .

    Onu bugün önemli kılan, Medine hakkında yazılmış bilinen en eski şehir tarihi olan Kitâbü'l-Medîne ve aḫbâruhâ (veya Aḫbârü'l-Medîne) adlı eseridir. Eserini 199 (814) yılında kaleme alan İbn Zebâle, şehri panoramik bir şekilde gözlemleyerek, onun fiziki yapısını, mahallelerini, önemli kabilelerini ve rivayetlerini kayda geçirmiştir .

    Ancak İbn Zebâle'nin bir sorunu var: Hadis otoriteleri onu güvenilir bulmuyor.

    Bu bölümde sorduğumuz sorular:

    • İbn Zebâle neden Yahya b. Maîn ve Ebû Zür'a gibi hadis otoriteleri tarafından "zayıf" ve hatta "yalancı" olarak nitelendiriliyor?

    • Zayıf bir râvinin eseri, bir şehrin tarihini anlamak için ne kadar güvenilir?

    • "Cerh ve ta'dîl" ilmi nedir ve İbn Zebâle bu eleştirilerden nasıl etkilendi?

    • Eseri günümüze ulaşmamış olsa da, ondan alıntı yapan sonraki âlimler (özellikle Semhûdî ve onun Vefâʾü'l-vefâ'sı) İbn Zebâle'nin kayıp hazinesini nasıl gün yüzüne çıkardı?

    • Yesrib'ten Medine'ye dönüşen şehrin hafızası, İbn Zebâle'nin satırlarında nasıl bir yer buluyor?

    • Medine'nin fiziki yapısı (mescitler, pazarlar, kabristanlar) o dönemde nasıldı?

    • İbn Zebâle'nin anlattığı Medine ile bugünkü Medine arasında ne gibi benzerlikler ve farklılıklar var?

    Zayıf Râvi, Güçlü Tarihçi Paradoksu:

    İbn Zebâle'nin durumu, tarih yazıcılığı açısından büyük bir paradoks sunuyor. Hadis ilminde "metrûk" (terk edilmiş) sayılacak kadar eleştirilen bir isim, şehir tarihi alanında eşsiz bir kaynak olarak kabul ediliyor .

    Oryantalist Ferdinand Wüstenfeld, Semhûdî'nin eserinden yaptığı alıntıları bir araya toplayarak İbn Zebâle'nin kayıp eserinin bir kısmını yeniden inşa etti . Peki Wüstenfeld'in bu çabası, İbn Zebâle'nin güvenilirliği hakkında bize ne söylüyor? Acaba hadisçilerin bir râviyi "zayıf" ilan etmesi, onun tarihi gözlemlerinin tamamen geçersiz olduğu anlamına mı gelir?

    2. Sezonun Hafıza Teması:

    Bu bölüm, 2. Sezonun ana teması olan "kutsal şehirlerin hafızası"nı Medine özelinde derinlemesine sorguluyor. el-Ezrakî'nin Mekke'si ile İbn Zebâle'nin Medine'si, kutsal şehirlerin hafızasını ölçen iki kadim çığlık. Bu iki eser, bize bugünkü haritaların ve anlatıların ötesinde, kadim bir coğrafyanın izlerini sunuyor.

    Bu bölümde ele aldığımız kaynaklar:

    • İbn Zebâle, Ahbâru'l-Medîne (Medine Tarihi, çev. Fatih Mehmet Yılmaz, Ankara Okulu Yayınları, 2018)

    • Semhûdî, Vefâʾü'l-vefâ (İbn Zebâle'den yaptığı alıntılarla dolu temel kaynak)

    • Ferdinand Wüstenfeld, Geschichte der Stadt Medina (İbn Zebâle'nin eserini derleyen oryantalist çalışma)

    • TDV İslâm Ansiklopedisi, "İbn Zebâle" maddesi (Osman Çetin)

    • Zübeyr b. Bekkâr, el-Münteḫab min kitâbi Ezvâci'n-nebî (İbn Zebâle'den rivayette bulunan talebesi)

    Bir şehrin hafızası ne kadar geriye gidebilir? Ve bu hafıza, bugün bize hangi kayıp gerçeklikleri fısıldıyor?

    Acaba?

    2. Sezon, her Çarşamba saat 20:00'de.

    "Bu programda paylaşılan bilgiler, kesin doğru olarak değil, araştırmaya teşvik ve tefekküre davet amacıyla sunulmaktadır. Dinleyicilerimizi kendi araştırmalarını yapmaya, güvenilir kaynaklara başvurmaya ve en önemlisi Kur'an ve Ehlibeyt öğretileriyle her bilgiyi süzgeçten geçirmeye davet ediyoruz."

    Show More Show Less
    25 mins
  • Mekke'nin Kutsal Hafızasını Ölçen Adam
    May 20 2026

    Bu bölümde Defne ve Ergen, 1. Sezondan beri sorguladıkları en temel sorulardan birine daha da derinlemesine bakıyorlar: Mekke'nin hafızası ne kadar geriye gider?

    1. yüzyılda, Hicri 250 yılı civarında, Mekke'de bir adam yaşadı: Ebü'l-Velîd Muhammed b. Abdullah el-Ezrakî . O, bugün dünya tarihinde bir şehre adanmış ilk kitap olarak kabul edilen Ahbâru Mekke ve mâ câe fîhâ mine'l-âsâr'ı (Mekke'nin Tarihi ve Orada Bulunan Eserler) yazdı .

    El-Ezrakî, Mekke'yi sadece bir şehir olarak değil, bir hafıza mekanı olarak ele aldı. Onun eseri, siyasi bir tarih değil; şehrin topografyasını, Kabe'nin yapısını, Hacerü'l-Esved'in hikayesini, Zemzem Kuyusu'nu, Safa ile Merve'yi, Mescid-i Haram'a yapılan ilaveleri ve hac ibadetinin tüm işaretlerini detaylıca anlatan bir kutsal coğrafya rehberidir .

    Bu bölümde sorduğumuz sorular:

    • El-Ezrakî kimdir? Dedesi Ahmed b. Muhammed el-Ezrakî'nin rivayetleri onun eserini nasıl şekillendirdi?

    • Ahbâru Mekke neden "dünyadaki ilk şehir tarihi" olarak kabul ediliyor?

    • El-Ezrakî, Kabe'nin tarihini anlatırken nereden başlıyor? Meleklerin tavafından Hz. Adem'in inşasına...

    • Oryantalistler, el-Ezrakî'nin Kabe'nin iç direklerinde Meryem ve İsa (a.s) resmi olduğuna dair naklini neden sık sık gündeme getiriyor?

    • El-Ezrakî'nin anlattığı Mekke ile bugünkü Mekke'nin haritaları arasında paralellikler ve farklılıklar neler?

    • Onun eseri, "şehirlerin anası"nın hafızasını ölçmek için neden eşsiz bir kaynak?

    El-Ezrakî'nin Metodu:

    El-Ezrakî, eserini yazarken sadece kendi gözlemlerine değil, güçlü bir rivayet zincirine (isnad) dayandı. Dedesi Ahmed b. Muhammed el-Ezrakî'den (ö. 222/837) ve diğer tanınmış şahıslardan naklettiği rivayetler, eserin omurgasını oluşturur. O, bir şehir tarihçisi olmasının yanı sıra, aynı zamanda bir hafıza taşıyıcısıydı .

    Onun eseri, İslam öncesi Mekke tarihi, Kabe'nin farklı dönemlerdeki inşaları (Amalika, Cürhümîler, Kureyş), Abdullah b. Zübeyr ve Haccâc dönemindeki onarımlar hakkında birinci derecede kaynaktır . Bu yönüyle, Ahbâru Mekke, bugünkü Mekke'nin arkeolojik ve tarihi gerçekliğini anlamak için vazgeçilmez bir anahtardır.

    Kabe'nin İçindeki Sûretler Meselesi:

    El-Ezrakî'nin eserinde yer alan ve zaman zaman tartışmalara konu olan bir rivayet, Kabe'nin iç direklerinde Hz. Meryem ve Hz. İsa'nın resimlerinin bulunduğu yönündedir . Bu bilgi, oryantalistler tarafından İslam'daki put yasağını sorgulamak için kullanılmış olsa da, aslında Hz. Peygamber'in Kabe'yi fethetmeden önceki dönemin putperest Araplarının Kabe'yi tahrif ettiğini göstermesi açısından büyük önem taşır. Bu rivayet, Kabe'nin aslında farklı inançların izlerini taşıyan, katmanlı bir kutsal mekan olduğunu gösterir.

    Bu bölümde ele aldığımız kaynaklar:

    • Ebü'l-Velîd el-Ezrakî, Ahbâru Mekke ve mâ câe fîhâ mine'l-âsâr (Kabe ve Mekke Tarihi, çev. Y. Vehbi Yavuz)

    • Ömer Lekesiz, "Dünyadaki ilk şehir tarihi: Ahbâru Mekke" (Yeni Şafak, 2022)

    • TDV İslâm Ansiklopedisi, "Ahbâru Mekke" ve "Ezrakî" maddeleri

    • Murat Öktem, Ezraki'nin Ahbaru Mekke isimli eserindeki rivayetlerin incelenmesi (Ankara Üniversitesi Yüksek Lisans Tezi, 2018)

    Bir şehrin, bir mabedin, bir hafızanın peşinde. El-Ezrakî'nin gözünden Mekke'nin kutsal coğrafyasını sorgulamaya hazır mısınız?

    Acaba?

    2. Sezon, her Çarşamba saat 20:00'de.

    "Bu programda paylaşılan bilgiler, kesin doğru olarak değil, araştırmaya teşvik ve tefekküre davet amacıyla sunulmaktadır. Dinleyicilerimizi kendi araştırmalarını yapmaya, güvenilir kaynaklara başvurmaya ve en önemlisi Kur'an ve Ehlibeyt öğretileriyle her bilgiyi süzgeçten geçirmeye davet ediyoruz."

    Show More Show Less
    22 mins
  • Antik İsimlerin ve Haritaların Gizli Dili
    May 20 2026

    Derinleme Analiz: Acaba? , 2. Sezonuyla geri dönüyor.

    Bu sezon, Defne ve Ergen sizi daha derin, daha gizemli ve daha kapsamlı bir sorgulamaya davet ediyor. İlk bölümde, serinin temel sorularından birine yeniden ve daha derinlemesine bakıyoruz: Antik isimlerin ve haritaların gizli dili.

    Bir isim düşünün. Paris. Bugün Fransa'nın başkentini işaret ediyor. Peki ya aynı isim, bir zamanlar Çanakkale civarında bir yerleşimi anlatıyorsa? Ya da Mısır. Bugün Kuzey Afrika'nın devasa ülkesi. Peki ya bu isim, ilk olarak Anadolu'nun batısında, Ege kıyılarında bir bölgeyi işaret ediyorsa?

    İsimler göç eder. Tıpkı insanlar gibi, tıpkı topluluklar gibi. Bir isim, bir coğrafyadan başka bir coğrafyaya taşınır, orada yeni bir hayat bulur, eski anlamını yavaş yavaş kaybeder. Ve biz, bu isimlerin peşine düşersek, belki de unutturulmaya çalışılan devasa bir gerçekliğin kapılarını aralayabiliriz.

    Bu bölümde sorduğumuz sorular:

    • İsimler neden ve nasıl göç eder?

    • "Paris" ismi neden Çanakkale civarında bir haritada görünüyor?

    • "Mısır" ismi her zaman bugünkü Nil Vadisi'ni mi işaret ediyordu?

    • "Trablusgarp", "Gazze", "Hicaz"... Bu isimlerin ortak bir kökeni olabilir mi?

    • Haritalar sadece coğrafyayı mı gösterir, yoksa aynı zamanda bir dili mi konuşur?

    • Antik coğrafyacılar (Strabon, Herodot, Ptolemaios) bugünkü haritalardan farklı ne anlatıyor?

    • Bir ismin peşine düşmek, neden bütün bir tarihin yeniden yazılmasını gerektirebilir?

    Haritaların Gizli Dili:

    Haritalar, sandığımız gibi tarafsız belgeler değildir. Onlar birer anlatıdır. Bir dönemin dünya görüşünü, iktidar ilişkilerini, önceliklerini ve hatta korkularını yansıtır. Bir haritada bir ismin olması ya da olmaması, bir bölgenin ayrıntılı gösterilmesi ya da tamamen silinmesi... Bunların hepsi bir anlam taşır.

    Peki ya haritalar, bizim çözmemiz gereken bir gizli dil konuşuyorsa? Ya "Paris" yazısı aslında bizi başka bir yere, başka bir zamana, başka bir anlama götürüyorsa?

    İsimlerin Göçü:

    Tarih boyunca isimlerin göç ettiğine dair pek çok örnek var. Bir zafer kazanmış bir komutan, kendi adını fethettiği topraklara verir. Bir koloni, anavatanındaki bir şehrin adını taşır. Bir göç, eski yurttaki isimleri yeni yurda taşır.

    Peki ya kutsal isimler? Kabe, Kudüs, Mekke, Medine... Bu isimler de göç etmiş olabilir mi? Ve eğer öyleyse, bu göçün izini sürebilir miyiz?

    Bu bölümde ele aldığımız kaynaklar:

    • Strabon, Coğrafya (Anadolu'daki antik isimler)

    • Herodot, Tarih (Mısır ve diğer bölgelerin isim kökenleri)

    • Klaudyos Ptolemaios, Coğrafya (antik haritalar)

    • Osmanlı Arşivi harita kayıtları

    • İngiliz Harita Dairesi'nin 1919 tarihli gizli memorandumu

    • Gelibolulu Mustafa Âli, Künhü'l-Ahbar

    • Evliya Çelebi, Seyahatname

    • Antik ve modern haritaların karşılaştırmalı analizi

    2. Sezonda bizi bekleyen diğer konular:

    Bu bölüm, 2. Sezonun sadece başlangıcı. Önümüzdeki bölümlerde:

    • Tolkien'in Orta Dünya'sının kadim coğrafyalarla bağlantısını sorgulayacağız.

    • Evliya Çelebi'nin Ayasofya'nın altındaki tünellerinin izini süreceğiz.

    • Strabon, Herodot ve Platon'un anlattığı yeraltı dünyasının haritasını çıkaracağız.

    • Mehdi (a.s)'ın zuhuruna dair hadislerde geçen "yeraltından çıkacak topluluklar" kimler, onları sorgulayacağız.

    • Tüm bu anlatıların Çanakkale'de buluştuğu noktayı keşfedeceğiz.

    Bir ismin, bir haritanın, bir anlatının peşinde. Binlerce yıllık bir hafızanın, kayıp bir coğrafyanın, unutturulmaya çalışılan bir gerçeğin peşinde.

    Acaba?

    2. Sezon, her Çarşamba saat 20:00'de. İlk bölüm şimdi yayında.

    "Bu programda paylaşılan bilgiler, kesin doğru olarak değil, araştırmaya teşvik ve tefekküre davet amacıyla sunulmaktadır. Dinleyicilerimizi kendi araştırmalarını yapmaya, güvenilir kaynaklara başvurmaya ve en önemlisi Kur'an ve Ehlibeyt öğretileriyle her bilgiyi süzgeçten geçirmeye davet ediyoruz."

    Show More Show Less
    27 mins
  • 2. Sezon: Orta Dünya'dan Gerçek Dünyaya
    May 13 2026

    Derinleme Analiz: Acaba? , 2. Sezonuyla geri dönüyor.

    Bu sezon, Defne ve Ergen sizi daha derin, daha gizemli ve daha kapsamlı bir sorgulamaya davet ediyor. Çünkü artık sadece haritaların ve isimlerin değil, aynı zamanda mitlerin, edebiyatın, kadim coğrafyacıların ve kutsal metinlerin de izini sürecekler.

    Bu tanıtım bölümünde:

    🧙 Tolkien ve Orta Dünya: J.R.R. Tolkien'in "Yüzüklerin Efendisi"ndeki Orta Dünya, sadece bir hayal ürünü müydü? Yoksa Tolkien, kadim mitlerden, coğrafyalardan ve yeraltı şehirlerinden mi ilham aldı? Moria Madenleri, Erebor, Mordor... Bunlar gerçek coğrafyaların izlerini taşıyor olabilir mi?

    📜 Evliya Çelebi ve Yeraltı Dehlizleri: 17. yüzyılın büyük seyyahı Evliya Çelebi, Seyahatname'sinde Ayasofya'nın altındaki tünellerden, bu tünellerin Süleyman Mabedi'ne uzandığından ve hatta Nuh'un gemisinin tahtalarından yapılmış 300 kapıdan bahsediyor. Peki Evliya Çelebi anlattıklarını gördü mü? Yoksa kadim bir hafızayı mı aktarıyordu?

    🏛️ Strabon ve Herodot: Antik dünyanın en büyük coğrafyacıları ve tarihçileri, İda Dağı'nın altındaki yeraltı geçitlerinden, Truva'nın altındaki tünellerden ve yeraltı dünyasının nehirlerinden bahsediyor. Onların anlattıkları mit mi, yoksa unutturulmuş bir gerçeklik mi?

    🕍 Ayasofya'nın Altındaki Süleyman Mabedi: Evliya Çelebi'nin tarif ettiği Ayasofya, bugünkü İstanbul'daki Ayasofya ile aynı mı? Yoksa Ayasofya'nın altında gerçekten Süleyman Mabedi'ne uzanan tüneller var mı? Peki bu tüneller nereye açılıyor?

    ⚔️ Mehdi (a.s)'ın Zuhuru: Hadislerde, Mehdi'nin zuhurundan önce yeraltından çıkacak topluluklardan, kapatılan geçitlerin açılmasından ve gerçek Kabe'nin yeniden inşasından bahsediliyor. Bu anlatılar, Tolkien'in Orta Dünya'sındaki "son savaş" ile ne kadar benzerlik taşıyor?

    Bu sezon sorgulayacağımız sorulardan bazıları:

    • Tolkien, Orta Dünya'yı yaratırken hangi kadim kaynaklardan ilham aldı?

    • Evliya Çelebi'nin anlattığı Ayasofya'nın altındaki tüneller gerçekten var mı?

    • Strabon ve Herodot'un bahsettiği yeraltı geçitleri nerede?

    • "Moria Madenleri" ve "Yeraltı Şehirleri" arasında bir bağlantı olabilir mi?

    • Mehdi (a.s)'ın zuhuruna dair hadislerde geçen "yeraltından çıkacak topluluklar" kimler?

    • Tüm bu anlatıların ortak bir coğrafyada buluştuğu bir nokta var mı? (İpucu: Çanakkale)

    Mitlerden Gerçeğe, Edebiyattan Tarihe:

    Bu sezon, Tolkien'in hayal gücünün aslında kadim bir hafızanın yansıması olabileceğini sorguluyoruz. Orta Dünya'nın derinliklerindeki madenler, yeraltı şehirleri ve gizli geçitler, acaba Evliya Çelebi'nin anlattığı tünellerle, Strabon'un tarif ettiği mağaralarla aynı coğrafyayı mı işaret ediyor?

    Ve tüm bu anlatılar, Mehdi (a.s)'ın zuhuruna dair hadislerde geçen "yeraltından çıkacak topluluklar" ve "açılacak geçitler" ile nasıl bir paralellik gösteriyor?

    2. Sezonda bizi neler bekliyor?

    • Yüzüklerin Efendisi ile kadim coğrafyaların karşılaştırmalı analizi

    • Evliya Çelebi'nin Seyahatname'sinde geçen yeraltı tünellerinin izini sürmek

    • Ayasofya'nın altındaki Süleyman Mabedi efsanesinin kökeni ve gerçekliği

    • Strabon, Herodot ve Platon'un anlattığı yeraltı dünyasının haritasını çıkarmak

    • Mehdi (a.s)'ın zuhuruna dair hadislerin coğrafi ve tarihsel sorgulaması

    • Tolkien'in Orta Dünya'sı ile Çanakkale coğrafyası arasındaki şaşırtıcı benzerlikler

    Bir edebiyat klasiğinin, kadim bir seyahatnamenin, antik bir coğrafya kitabının ve kutsal bir hadisin aynı noktaya işaret etmesi... Bu sadece bir tesadüf mü? Yoksa hepsi, unutturulmaya çalışılan bir gerçeğin farklı dillerdeki yankıları mı?

    Acaba?

    2. Sezon, Çarşamba günleri saat 20:00'de. Kaçırmayın.

    "Bu programda paylaşılan bilgiler, kesin doğru olarak değil, araştırmaya teşvik ve tefekküre davet amacıyla sunulmaktadır. Dinleyicilerimizi kendi araştırmalarını yapmaya, güvenilir kaynaklara başvurmaya ve en önemlisi Kur'an ve Ehlibeyt öğretileriyle her bilgiyi süzgeçten geçirmeye davet ediyoruz."

    Show More Show Less
    7 mins