"Benim İçin Ne Yaptın?"
Asıl söylemek istediğim şu, Allah rızası için buraya geliyorsunuz.İnanıyorum ki siz ezel-i ervahta Allah'ın seçtiği kişilersiniz. Sadece buraya değil, nerede bir Allah dostu varsa, nerede bir Mürşid-i Kâmil varsa, onun etrafında toplanan insanların hepsi için ben bunu söylüyorum. Allah'a sığınırım. Nerede bir evliyaullah ve Mürşid-i Kâmil varsa, onun etrafında toplanan bütün insanlar için bunu söylüyorum ki onlar ezel-i ervahta Allah'ın seçtiği kullardır. Allah onlara o iltifatı ta ezel-i ervahta yapmıştır. Ama bugün, bugün bizim, hepimizin bir görevi var Allah rızası için. Allah bize bir soru soracak, bunun cevabını şimdiden hazırlamamız lazım.
- "Benim için ne yaptınız?"
- Bunu ancak kendimizi saklayarak yaparız.
Allah için bir şeyler yapmak mecburiyetindeysek, Allah yine buyuruyor ki ezel-i ervah için ben diyor geçmişte size bir iyilik yaptım, şimdi de siz bana bir iyilik yapın. Bu ayeti de biz aynen öyle diyoruz. Diyoruz ki Allah geçmişte kendini sakladı. Bizim vücudumuz onu görmeye muhtedir değildi. Yaradılış itibariyle onu görmek bizim gücümüz dahilinde olan bir şey değildi. Yani bu gözlerle onu görmemiz mümkün değildi. Onun için Allah kendini sakladı, bizi ayân etti. Şimdi ise bize düşen bir vazife var. Biz Allah'ı ayân etmek mecburiyetindeyiz.Bunu nasıl yaparız?Yani nefsimizi yok ederek. Nefsimizi yok ederek yapabiliriz. Gelin, biz buna çalışıyoruz, siz de buna çalışıyorsunuz. Bu yolda Allah rızası için başka şeye tevessül etmeyin. Dünya kazancı, ahiret kazancı bunların hepsi bu yolda yük. Hepsi sırtınızda, hepsini neticede atmak zorundasınız. Eğer gönlünüzde eşiniz varsa atmak zorundasınız, çocuğunuz varsa atmak zorundasınız, dünya varsa atmak zorundasınız, para varsa atmak zorundasınız, pul varsa... Bunları attıktan sonra, cennet varsa onu da atmak zorundasınız, huri varsa onu da atmak zorundasınız, işte o cennette vaat edilen ne varsa hepsini atmak zorundasınız gönlünüzden, çıkartmak zorundasınız. Gönül onun yeri değil, gönül Allah'ın evi. Allah'tan başka hiçbir şey orada kalmaması lazım. Bunu da öğreten birileri var. İşte bunlar Allah dostları. Yani "Bu nasıl yapılır?" Asıl vazifeleri bu. Asıl vazifeleri bu.Bu nasıl yapılır? İşte bunu yaparken de insanlar geliyorlar, Allah razı olsun. Bazı isteklerde bulunuyorlar. Bazı sıkıntılarını dile getiriyorlar. Bu acziyetimizden. Hastalıkları var, dertleri var, işte geliyor, adam ki benim çocuğum şöyle, işte imtihanı kazansın, şu olsun, bu olsun, efendim dua et şöyle olsun, böyle... Hiçbirine diyemiyorum ki... Demek istiyorum ama hazır olmadıkları için hiçbirine diyemiyorum ki kardeş iyi de benden bunun için dua isteyeceğine Allah rızası için bak, benim görevim bu değil ki, hizmetim bu değil ki. Gel bana de ki Allah rızası için bana öyle bir dua et ki gönlüm bütün muhalefetten kurtarsın. Gönlümde Allah'tan başka hiçbir şey kalmasın. Ne olur buna dua etsen? Huzur da burada, saadet de burada, mutluluk da burada, özgürlük de burada...