• Mürşidin Sohbeti Neden Kıymetlidir? I Tarikat - B18
    Jun 14 2026

    "DOSTUNUN SÖZÜ ONUN SÖZÜDÜR"

    Show More Show Less
    3 mins
  • Tasavvufta Fenafillah Halleri 2 I Tasavvuf - B18
    Jun 14 2026

    "SIFAT TECELLİLERİ"

    Show More Show Less
    5 mins
  • Gönlünde Allah'tan Başka Hiçbir Şey Kalmasın I Aşk - B18
    Jun 14 2026

    "Benim İçin Ne Yaptın?"

    Asıl söylemek istediğim şu, Allah rızası için buraya geliyorsunuz.İnanıyorum ki siz ezel-i ervahta Allah'ın seçtiği kişilersiniz. Sadece buraya değil, nerede bir Allah dostu varsa, nerede bir Mürşid-i Kâmil varsa, onun etrafında toplanan insanların hepsi için ben bunu söylüyorum. Allah'a sığınırım. Nerede bir evliyaullah ve Mürşid-i Kâmil varsa, onun etrafında toplanan bütün insanlar için bunu söylüyorum ki onlar ezel-i ervahta Allah'ın seçtiği kullardır. Allah onlara o iltifatı ta ezel-i ervahta yapmıştır. Ama bugün, bugün bizim, hepimizin bir görevi var Allah rızası için. Allah bize bir soru soracak, bunun cevabını şimdiden hazırlamamız lazım.

    • "Benim için ne yaptınız?"
    • Bunu ancak kendimizi saklayarak yaparız.

    Allah için bir şeyler yapmak mecburiyetindeysek, Allah yine buyuruyor ki ezel-i ervah için ben diyor geçmişte size bir iyilik yaptım, şimdi de siz bana bir iyilik yapın. Bu ayeti de biz aynen öyle diyoruz. Diyoruz ki Allah geçmişte kendini sakladı. Bizim vücudumuz onu görmeye muhtedir değildi. Yaradılış itibariyle onu görmek bizim gücümüz dahilinde olan bir şey değildi. Yani bu gözlerle onu görmemiz mümkün değildi. Onun için Allah kendini sakladı, bizi ayân etti. Şimdi ise bize düşen bir vazife var. Biz Allah'ı ayân etmek mecburiyetindeyiz.Bunu nasıl yaparız?Yani nefsimizi yok ederek. Nefsimizi yok ederek yapabiliriz. Gelin, biz buna çalışıyoruz, siz de buna çalışıyorsunuz. Bu yolda Allah rızası için başka şeye tevessül etmeyin. Dünya kazancı, ahiret kazancı bunların hepsi bu yolda yük. Hepsi sırtınızda, hepsini neticede atmak zorundasınız. Eğer gönlünüzde eşiniz varsa atmak zorundasınız, çocuğunuz varsa atmak zorundasınız, dünya varsa atmak zorundasınız, para varsa atmak zorundasınız, pul varsa... Bunları attıktan sonra, cennet varsa onu da atmak zorundasınız, huri varsa onu da atmak zorundasınız, işte o cennette vaat edilen ne varsa hepsini atmak zorundasınız gönlünüzden, çıkartmak zorundasınız. Gönül onun yeri değil, gönül Allah'ın evi. Allah'tan başka hiçbir şey orada kalmaması lazım. Bunu da öğreten birileri var. İşte bunlar Allah dostları. Yani "Bu nasıl yapılır?" Asıl vazifeleri bu. Asıl vazifeleri bu.Bu nasıl yapılır? İşte bunu yaparken de insanlar geliyorlar, Allah razı olsun. Bazı isteklerde bulunuyorlar. Bazı sıkıntılarını dile getiriyorlar. Bu acziyetimizden. Hastalıkları var, dertleri var, işte geliyor, adam ki benim çocuğum şöyle, işte imtihanı kazansın, şu olsun, bu olsun, efendim dua et şöyle olsun, böyle... Hiçbirine diyemiyorum ki... Demek istiyorum ama hazır olmadıkları için hiçbirine diyemiyorum ki kardeş iyi de benden bunun için dua isteyeceğine Allah rızası için bak, benim görevim bu değil ki, hizmetim bu değil ki. Gel bana de ki Allah rızası için bana öyle bir dua et ki gönlüm bütün muhalefetten kurtarsın. Gönlümde Allah'tan başka hiçbir şey kalmasın. Ne olur buna dua etsen? Huzur da burada, saadet de burada, mutluluk da burada, özgürlük de burada...

    Show More Show Less
    4 mins
  • Tarikatlar Üzerinde Oynanan Oyunlar I Tarikat - B17
    Apr 14 2026

    "MÜRŞİTLİKTEN İSTİFA ETMEK" YALANI

    Show More Show Less
    9 mins
  • Tasavvufta Fenafillah Halleri 1 I Tasavvuf - B17
    Apr 14 2026

    "ESMA TECELLİLERİ"

    Show More Show Less
    6 mins
  • Yusuf'un Aşk'ından Allah'a I Aşk - B17
    Apr 14 2026

    Allah'ın Kuluna Yönelmesi

    Show More Show Less
    3 mins
  • Keramete Neden İtibar Edilmez? I Tarikat - B16
    Apr 14 2026

    "İSTİKAMET: ŞERİAT ve SÜNNET"

    Show More Show Less
    4 mins
  • Tasavvufta Fenafiresul Halleri I Tasavvuf - B16
    Apr 14 2026

    "HZ. RESULULLAH(sav) MÜRİDE NASIL GÖRÜNÜR?" Bir gece dediler ki “Abdurrahim Efendi Hazretleri (k.s) yok haşa Resullullah Efendimiz (s.a.v) geliyor.” dediler. Fırladım, kalktım. Yataktayım ama yatmıyorum, uyumuyorum, yemin ederim. Öyle fırladım kalktım. Zaten yatacak zamanım mı oluyor ki? Saat ikiye kadar sohbet, ikiden sonra gidiyorum; orada biliyorsunuz yani Bayburt’ta biraz daha erken okunuyor İstanbul’a göre, en azından kırk beş dakika var. Yani çok az zamanım kalıyor; yatıyorum, uzanıyorum, kalkıyorum. Teheccüt namazım var, şuyum var… Teheccüt namazı ekseriyetle zaten kılıp yatıyorum. Efendim öyle emretti bana. “Oğlum!” dedi. “Sen kıl yat yav! Ne teheccüt namazı? Sen bir daha iki de yatıp üçte nasıl kalkacaksın? Sen kıl yat.” derdi. Kılıp yatıyordum çoğu zaman. Böyle bir hal. Dediler ki Resulullah Efendimiz(s.a.v) geliyor; fırladım, ayağa kalktım, Efendim geldi, girdi içeri. Efendim hacda o dönem. Yetmiş sekiz. Mürşidim hacda. Efendim geldi, oradan içeri girdi… “Selamün aleyküm.” Ses ayrı. “Aleyküm selam.” Bendeki durumu bir düşünün siz. Ses ayrı bir ses. Ama öyle bir ses ki insanın her tarafını kaplıyor sanki. Sanki her tarafından yara olmuş, kan sızıyor her duyuşumda o sesi. Öyle bir ses. Ama öyle bir kan ki aynı zamanda insana zevk veriyor. Hani o dertlerin zevk vermesi gibi Aşkta. Hem de zevk veriyor ve o ses; “Efendim hoş geldiniz.” “Hoş bulduk.” Ama yine farklı. Sonra, bir dönüyorum ki sakalı değişmiş. Abdurrahim Efendim Hazretleri’nin(k.s) nispeten sakalları biraz daha seyrekti. Bir dönüyorum ki üfff… Bir dönüyorum ki saçı yoktu mesela Abdurrrahim Efendim’in (k.s). Olan saçını da üç numaraya vuruyordu zaten mürşit tıraşı derler ona. Bizimkisi de Aşık tıraşı oğlum, ne bakıyorsunuz? Biz onları pek uygulamıyoruz. Cübbemizle, sakalımızla uygulamıyoruz ki onları da uygulayalım. Üç numara. Zaten seyrek bir saç ve de üç numara. Başından da hiç takkesini çıkartmazdı. Yani... Bakıyorum ki sakalları daha gür. Gözlerine dikkat ediyorum. Yani Efendim’in bazen kahverengi olurdu gözleri bazen ela olurdu ama simsiyah. Ama bunların hepsi ayrı bir bakışımda oluyor yani aynı anda değil. Yani birinde diyelim sakallar değişiyor, birinde gözleri değişiyor, birinde işte değişiyor hep değişiyor ama... Efendim diyelim 1.65 boylarında birisiydi. O bir görüntüsü vardı, onu geçin. Bazen 1.80 ‘lik adamın yanında dururdu 1.85 ‘lik adamın, onun boyunda görünürdü. Biz normal görüntüden bahsediyoruz, o görüntüden değil. Efendi, böyle, böyle böyle, böyle böyle böyle, böyle; değişe, değişe, değişe, değişe birkaç ay içerisinde, şükrolsun elhamdülilllah, Resulullah Efendimiz’i (s.a.v) gördük, yaşadık. Ve ondan sonra o görüntüler bu sefer; o çok uzun sürmüyor sebebi şu: Yani Fenâfirresul âlemi en kısa geçtiği âlemdir müridin. Niye? Çünkü Fenâfişeyhte hepsini yaşıyor. Öbürleri tekrar oluyor. Bir kere tekrarlanınca yetiyor. Bu sefer haşa haşa kendimizi peygamber olarak görmeye başladık. Yani insanların hepsi bizim ümmetimiz haşa haşa. Öyle bir his doğuyor yani o hali yaşarken o haşa o küfür değil. O hali yaşarken böyle bir his doğuyor işte, bazen birileri bunu dillendiriyorlar. Yani ehli bir mürşidin elinde değilse o sıra meczup oluyorlar işte deli oluyorlar. Çıkıyor diyor “Ben mehdiyim.” misal birisi. Haydiii, deli. Tefe koyuyorlar. O dönemde beni konuştursalar ben de diyeceğim ki “Ben Hz. Resulullah’ım (s.av). Kur’an’da bahsedilen kişi benim.” Haşa haşa. Ama dedirtmiyorlar, yutuyorum. Yani öyle bir yere gidiyorum ki mesela orada bir şeye şey yapıyorum ama onu yutmak zorunda kalıyorum. İşte diyelim İmam Hatipli bir hoca efendi bana geliyor, işte bir yaptığım bir hareketten dolayı “Bu hareketin sünnete uygun değil.” diyor. Tam patlayacağım, kendimi tutuyorum, kendimi tutuyorum “Aman aman sus, aman sus rezil olacaksın.” diyorum.

    Show More Show Less
    5 mins